30 Mayıs 2014 Cuma

İndirim Kuponunuz Benden !

Herkese merhaba, 
Aksesuarları çok seven biriyim. Sizlerle ürünlerini çok beğeneceğiniz Born Pretty Store'un indirim kuponunu paylaşmak istiyorum.  



İndirim kupon kodumuz KPET10. Beğendiğiniz ürünleri seçip sepetinize atıyorsunuz. Ardından indirim kodunuzu yazıyorsunuz. Ve %10 indirimle ürünlerinizi alıyorsunuz.

Bakalım sitede neler varmış?









Bu linklere tıklamayı ve ürünlere göz atmayı unutmayın :)
Kalpli bileklikler,  birbirinden renkli yüzükler,  incili ve taşlı şahmeranlar,  7 parçalık eklem ve tırnak yüzüğü seti,  melek kanadı şeklindeki yüzük,  birbirinden şık bileklikler,  renkli ve şık bir çift küpe,  tam yazlık mavi bir bileklik,  vintage güneş gözlükleri ve üç boyutlu tırnak aksesuarlarına bayıldım.

Birbirinden güzel ürünler bulunan bu harika siteden alışveriş yapmamak elden değil. Üstelik fiyatları da gayet uygun. Üstüne bir de ekstra %50 indirimli alırsanız sizin için çok avantajlı bir alışveriş olacak. Benim ürünlerim de yakında elimde olacak. Geldikleri zaman sizlerle paylaşacağım. 

Hoşçakalın, keyifli alışverişler.

Mimlendim :)

Sevgili blog arkadaşlarım My Little Maskara ve  Makyaj Denizi tarafından mimlendiğim mimi hemen yanıtlamamak olmazdı :)

1- Blog açma hikayeniz nedir?
Youtube kanalları ile makyaj videoları seyretmeye, güzellik ipuçları öğrenmeye başlamışken blog okuyuculuğuna geçtim. Daha sonra neden benimde bir blogum olmasın ki diyerek başladım blog yazmaya.

2- Blog isminiz nereden geliyor? Neden bu isim?
Daha önce başka bir mimde de aynı soruyu yanıtlamıştım. Blog için isim düşünürken aklıma kızılcık rengi geldi. Rengini ve tadını sevdiğim bir içeceğin ismini koydum. Çok da memnunum. :)

3- Hangi mevsimi seversiniz?
İlkbahar mevsimini severim.

4- Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor? 
Hayatın başlangıcını. Çiçekleri ve güzel duyguları :)

5- Kırmızı ruj mu yoksa eyeliner mı?
Tabii ki eyeliner diyorum.

6- Blog yazmak sana ne kazandırdı?
Birbirinden değerli arkadaşlar kazandırdı. Paylaşma isteğimi ve sorumluluk duygumu kuvvetlendirdi.

7- Kitap okumak mı yoksa bir şeyler yazmak mı?
Bu seçim oldukça zor. Her ikisi de benim için çok değerli.

8- Şiir mi yoksa roman yada hikaye mi?
Roman diyeceğim. Merakla okuduğum romanların yerine şiir ya da hikaye geçemez. 

9- En çok etkilendiğin film?
Deney:DNA

10- Öğrenci olmak mı yoksa iş hayatına atılmak mı?
İkisininde birbirinde güzel yanları olduğu aşikar. Öğrenci olmak daha az sorumluluk anlamına geldiği için daha kolay geliyor bana. İş hayatına girdiğiniz an sorumluluklarınız artacak (bende öyle olacak). İkisi arasında seçim yapmak çok zor.

11- Kitap okumak mı film izlemek mi? 
Yine can alıcı bir soru. Dönem dönem değişiyor bende bu sorunun cevabı. Şu sıralar film izlemek :)

12- Hangi tür kitaplar ya da filmler?
Macera, polisiye, aşk dolu kitaplar tercihim. Filmlerde de aynı şekilde bir de bilimkurgu oldu mu tadından yenmez.

13- Klasik giyinmek mi yoksa spor mu?
Elbette spor.

14- Almaktan asla vazgeçemeyeceğin şey?
Makyaj malzemeleri, limonata.

15- En sevdiğiniz yemek nedir?
Acı olmadığı sürece yemek pek ayırt etmem. İçli köfteye bayılırım.

16- En sevdiğin diziler?
Fringe, Supernatural,.... bir çok dizi var :)

17- Özel bir yeteneğin olsaydı bunun ne olmasını isterdin?
Ben Mehtap'ım gibi büyücü olmak isterdim :)) 

18- Hasta olmanın en kötü yanı nedir?
En kötü yanı yoktur. Çünkü her yanı çok kötüdür :)

19- Alınacaklar listen var mı? İlk beşi nedir?
Tabii ki var. Gömlek, etek, ayakkabı, çanta, balm shelter. 

20- İlk aldığın makyaj malzemesi?
Önceki bir mimde yanıtlamıştım. Avonun çocuklar için satılan makyaj setini saymazsak Flormar göz kalemi ve Golden Rose kapatıcı :)

Sevgili Mehtap ve Bahar'a mim için çok teşekkür ediyorum. Bakalım ben kimleri mimlemişim?
Melis in Neverland
Gizem'in Saksısı
Miss Poine
OndanBundanSundanBiraz
Las Chicas
Kozmetik Aşığı

29 Mayıs 2014 Perşembe

Retro Line Çekilişi



Herkese merhaba,
Sevgili arkadaşım Gizem,  harika ürünlerin satışını Retro Line'dan yapıyor. Şimdi bir de çekilişi var. Satışını yaptığı harika ürünler arasından sizin seçtiğinizi size hediye ediyor !
1 kişi kendi seçtiği ürüne sahip olma şansını yakalayacak. Bu harika çekilişe mutlaka katılın.
Detaylı bilgi ve çekilişe katılmak için;

Şımarık Saksımı Merak Eden Var mı?


Herkese merhaba, 

Sevgili Gizem'in düzenlediği Şımarık Saksı etkinliğini sonlandırdık. Saksılarımız ellerimize ulaştı. Benim eşim Biraz Makyaj Biraz Bakım blogunun sahibesi sevgili Neslihan oldu. Eşimi çok sevdim. Çok şirin hediyeler göndermiş bana. Buradan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum Neslihan'cım.

27 Mayıs 2014 Salı

Essence bloom me up! ile güzellik çiçek açtı

essence bloom me up! ile güzellik çiçek açtı

Avrupa’nın en çok tercih edilen kozmetik markası essence, yeni özel koleksiyonu “bloom me up!” ile ilkbahar trendlerini bir araya getiriyor. Çiçek motifli zarif dantel desenler; pembe, şeftali  ve lavantadan oluşan taze renklerle birleşiyor. İlkbahar hem eğlenceli hem de romantik bir havaya bürünüyor.

essence bloom me up! ile gözleriniz, dudaklarınız, yüzünüz ve tırnaklarınız göz alıcı olacak. Bu özel koleksiyonun olmazsa olmaz parçaları; gözlerinizi daha büyük gösterecek ikili göz kalemi ve kullanımı kolay stick allık.
 

23 Mayıs 2014 Cuma

Biz Hepimiz Gerizekalıyız

Herkese merhaba, 

Bugün sizlerle Kulağa Kaçanlar adlı blogun çok beğendiğim bir postunu paylaşacağım.

Hunisiz Girilmez

Efenim inanmayacaksınız ama gerçekten şahit olduğum bir durum üzere ifade etmeliyim ki: üzerine oturulan bazı koltuklar diğer insanların gerizekalı görünmesine neden oluyor. 

Bakın nasıl oluyor;

Biz Ak Parti’ye oy veren seçmenler olarak gerizekalıyız. Çünkü bizler üç beş kendini bilmezin “Oy pusulasına Esma yazın.” sözüne aldanıp hepimiz Esma yazacaktık ki son anda süper zekalı genel başkanımız bizi uyardı da onun sayesinde pusulaya yazı yazılmayacağını öğrendik.

17 Mayıs 2014 Cumartesi

SOMA HAKKINDA İLK AĞIZDAN BİLGİLER & SOMA'YA DESTEK


Çok acılıyız...
İnternette binlerce bilgi dolaşıyor ve bu bilgi kirliliğinin içinde neye inanacağımızı bilmiyoruz.
Ama tek bir gerçek var ki yüzlerce insan öldü, yüzlerce aileye ateş düştü.
Allahım yardım et hepsine...

Soma'ya yardım etmek için kurulan bir gruptan bahsetmiştim ve bu grup bir gün içerisinde 25000 üyeye ulaştı. 
Grubun kurucuları Yasemin Hanım ve Özlem Hanım'ın amaçları para toplayalım, üç beş kıyafet götürelim değil. 
Uzun vadeli projeler üretiyorlar, sivil toplum kuruluşlarıyla ileriye dönük bu yetim çocuklar için ne yapılabileceğini planlıyorlar.
Siz de benim gibi yardım etmek, ama bu yardımı nereye, nasıl yapacağınızı bilemiyorsanız bu gruba üye olun.
Bizim de yardım edebileceğimiz gün gelecek.

Bununla ilgili yazımı buradan okuyabilir, gruba üye olmak için BURAYA tıklayabilirsiniz.

Bilgi kirliliği demişken...

Rafların Arasından blogunun sahibi arkadaşım Aslı, Danimarka Ulusal Televizyonu adına iki gündür Soma'daydı.
Yaşadıklarını Facebook sayfasından paylaştı.
Ben okudukça gözyaşlarımı tutamadım. 
Ki bana daha anlatmadığı, anlatamayacağı o kadar çok şey gördüğünü, yaşadığını söyledi ki...
Tahmin bile edemiyorum.
Size Aslı'nın yaşadıklarını siyasi hiçbir yön olmadanyanlı, yandaş ya da muhalif olmadan tüm çıplaklığıyla anlattığı durum güncellemelerini toplu halde paylaşıyorum.
Lütfen okuyun...
Ve paylaşın...

15.05.2014 
01:16
Somadayim ve ambulanslari takip ederek bulduk yolumuzu. Birbirini izleyen alti ambulans. Sirenleri calismayan alti ambulans. Aslinda o zaman anlamaliydim bir seylerin ters gittigini.
Inanilmaz bir toz bulutu icinde vardik maden ocagina. Cok kalabalikti. Bir yanda ulkenin binbir yerinden gelmis arama kurtarma ekipleri, oteki yanda feryat figan aileler ama en cok, dudaklari titreyen, gozleri kan canagina donmus anneler ve babalar... Cesetlerden once politikacilari gordum; vardigimda Erdogan oradaydi, birkac "cesur" adam haricinde kimsenin sesi cikmadi. Sonra Kilicdaroglu geldi, ardindan BDP esbaskani. Ama esas olay enerji bakani geldiginde koptu. Basi beyaz yazmali yasli bir teyze o sirada kurtuldu polis ve asker barikatinin ellerinden. Kadini zor aldilar. Yuhlamalar, vs. Politikacilar kacarcasina uzaktastiktan sonra yanimdaki Danimarkali televizyoncu ile feryatlarini duydugumuz bir kadina yaklastik. Korktum ona dokunmaya cunku feryatlari yeri gogu inletiyordu. Bana dondu sonra; "Kizim, oglum yaniyor orada, birakmiyorlar iceri beni, ben girsem cikarirdim onu, ama bunlar cikarmiyorlar, cikarin oglumu, yaniyor oglum" diye bagirdi. Madene girdigimde burnuma gelen o garip kokunun ne oldugunu iste o zaman anladim. Yanan komur ve beden kokusu siniyordu uzerime.
Sonra baska bir amcayla konustuk. Biraz isteksizdi basta, insanlar, "konus ki herkes duysun sesini" diyince konusmaya basladi. 25 saattir oradaymis. Evde bebegi bekleyen 28 yasindaki oglu toprak altindaymis. "Simdi cigerim yaniyor, oglumu bir cikarsinlar tas tas ustunde koymayacagim" dedi titreyerek. Su an saat 01.00. Amca hala madendeydi.
Derken ceset torbalarinda cesetler cikarilmaya baslandi, bas kisimlari acik birakilmis ceset torbalari - bulunanlarin hemen teshis edilmesi icinmis. (Ve oglum yaniyor diye feryat eden teyzeden son bir ciglik geldi).
Burada onlarca yabanci gazeteci ve televizyoncu var. Bir an Belcikali biri icin ceviri yaparken ardindan, kolumdan tutup cekistiren bir Korelinin yaninda buluyorum kendimi. Ama en zoru ne biliyor musunuz? Konusmaya gonullu birilerini bulmak. Isciler sonradan isten atilirim korkusuyla konusmuyor. Ailelerin tek laf edecek dermanlari zaten yok. O yuzden en cok arama kurtarma ekipleri ile konustuk. Soylediklerine gore trafoda patla gerceklesmis ve trafoya bagli bant ve kablolar tutusmus. O sira kurtarilmis zaten kurtarilanlar. Ardindan iceride oksijen kalmadigindan madene oksijen pompalanmaya baslanmis. Pompalanan oksijen ise yanginin tekrarlamasima ve buyumesine neden olmus. Insanlar bu gazlardan zehirlenerek ya da yanarak olmusler. Bu noktada ASLA bilmek istemeyecegim, ASLA kimseye anlatmayacagim ve ASLA unutamayacagim seyler olmus. Konustuklarim arasinda oksijen pompalanmasinin yanlis oldugunu soyleyen de oldu, dogru oldugunu soyleyen de... Takdir, bu konuda gerekli teknik bilgiye sahip olanlarin.
Yuzlerce ceset gordum bugun, onlarca donuk yuz. Bir tek, yanarak olenlerin yuzleri kapatiliyor. Kapali bir ceset torbasi gelince anliyorsunuz. Cesetler, sirada bekleyen ambulanslara yukleniyor ve otopsilerin gerceklestigi soguk hava depolarina dogru yola cikiyor.
Kac kisi mi? Hala bilmiyorum. Bildigim tek bir sey var, o da resmi rakamlari duyan herkesin kafasini sallayip gulumsedigi. Buradaki genel kani olu sayisinin 450 civarinda olacagi. 450 can. 450 ceset. Yazmak ne kolay! 450. Neredeyse her haneden bir cenaze kalkiyor diyorlar.
Madende internet ve telefon sinyali konusunda sorun yasiyoruz. Yiyecek ve icecek tedariki mukemmel. Ozellikle Izmir Buyuksehir Belediyesi ne bulduysa gondermis. Kizilay da iyi is cikariyor. Temizlikte sorun vardi, onu da iletisim kurdugum arkadaslarim halletmis, yoldalar.
Yarin gun boyu madende olacagim. Bir de ailelere maddi destek saglamak icin muhtarla gorusmeye calisacagim. Her birinizin nasil yardim etmeye calistigini biliyorum. Ama her sey sirayla. Once olulerimizi gomecegiz, ardindan bu cinayetin suclusu cezasini cekecek. O zaman maddi destek zamani olacak

15.05.2014 
10:02
Dun gun boyu bana gonderilen mesajlara ve yonetilen sorulara cevaben;
* Hangi siyasilerin burada oldugu sorulmus. Ben sahsen, Erdogan'i, Kilicdaroglu'nu, BDP esbaskanini, enerji bakanini ve saglik bakanini gordum. Kacirdigim da olabilir. Ozellikle bakanlar cok yuhalaniyorlar. Korumalari kacirircasina goturuyor adamlar. Diger yanda ise "hukumet istifa" diye bagirmaya baslayanlara kurbanlarin yakinlari tepki gosteriyor. "Acimiza politika bulastirmayin" diye bagirdigini duydum bir adamin.
* Polisin tavri sorulmus. Burada yuzlerce polis ve asker nobet bekliyor. Hepsi silahsiz. Cogunun feryatlari duydukca agladigini gordum. Kotu bir muameleyle karsilasmadim. Ozellikle asker cok yardimci oluyor.
* Basin sorulmus. Iki tip basin var burada. Yabanci basin calisanlarla, kurbanlarla, ailelerle, gorevlilerle birebir konusmayi tercih ederken yerli basin, hangi bakan gelirse gelsin onune onlarca mikrofon uzatmak seklinde faaliyet gosteriyor. Halkin yerli basina tepkisi buyuk. "Cesaretiniz varsa yayinlayin bunu da!" diye bagiranlar var.

22 Saat Önce
Su anda maden ocagindayim. Burada buyuk bir bekleyis var. Halk daha ziyade cenazelerde oldugunden basin mensuplari ve arama kurtarma ekipleri burada. Sabahin erken saatlerinden beri hicbir beden cikartilamadi. Konustugumuz insanlar yanginin kontrol altina alindigini ancak trafo civarinda yanginin siddetinden cokuntuler olustugunu soyluyor. Bedenlere ne zaman ulasilabilecegini soylemek mumkun degil. Her sey bahsi gecen cokuntunun boyutuna bagli. An itibariyle cokuntu kazisi yapiliyor.
Bahsetmeden gecemeyecegim. Kizilay inanilmaz bir is yapiyor. Gonulluleri durmadan yiyecek dagitiyor, cenazelerde kendinden gecenlerin yaninda hep Kizilay vardi. Uzakta olup burada bir gorev alamayanlara Kizilay'a bagis yapmalarini oneriyorum.
Cenazeler cok aciydi. Cok buyuk bir aci vardi mezarlikta. Uc oglunu da gomen babayi asla unutamayacagim. Kucucuk cocuklarin babalarinin arkalarindan aglamalari ve kadinlarin cigliklari hic aklimdan cikmayacak. Soma'daki mezarlikta bir Madenci Sehitligi olusturuldu. Durmadan mezarlar hazirlaniyor; oradan ayrildigimda hazirlanmis mezar sayisi yuzun uzerindeydi.
Ne yazik ki sarjim yine bitmek uzere. Telefonumu kapatiyorum. Benim icin endiselenmeyin. Gecenin gec saatlerine kadar buradayim.

15 Saat Önce
Arkadaşlar,
Yaklaşık 10 dakika önce eve girdim. Öncelikle madeni en son bıraktığım haliyle anlatacağım. Yardımlarla ilgili konulardan yarın bahsedeceğim zira hak verirsiniz, gram yaşam enerjim yok şu an.
Haberlerde defalarca yangın çıktığına dair haberler gördüm. Yangın çıkıp durmadı arkadaşlar, çünkü hiç SÖNMEDİ. Yangın sönmediğinden maden alanı genel bir duman ve koku tabakasının altında zaten. Yutkunurken boğazım sanki parçalanmışçasına acıyor... Dün gece sabaha karşı patlama yaşanan trafo bölgesinde çöküntüler oluşmuş. Bugün o çöküntüleri aşmaya çalıştılar. O nedenle uzun süre hiçbir beden çıkarılamadı zira bedenler yangının diğer tarafındaydı. Çöküntü haberini de oradaki resmi görevlilerden aldım. Çöküntüde kazı çalışmaları devam ederken cenazelere gittim, mezarlıktaydım. Geri döndüğümde madene küllü su doldurulacağı ve cesetlerin içeride bırakılacağı dedikodularını paylaştı arkadaşlarım telefon aracılığıyla. Bunun için, tam da bir ceset çıkarılırken, gidip arama kurtarma şeflerinden biriyle görüştüm. Evet, küllü su kullanımı var ama sadece YANGINI geçici bir süre için bile olsa SÖNDÜRMEK amacıyla. Kimsenin orada gömülü bırakılacağı yok! Lütfen akıllı insanlar olarak sadece aklınızın alabileceği şeylere inanın. Yüzlerce arama kurtarma görevlisi ve yüzlerce madenci çalışıyor arkadaşlarını oradan çıkarmak için! Bir madenci, bir diğer madenciyi nasıl bırakır toprak altında? Nasıl inanıyorsunuz buna? Ben oradayken çıkarılan ceset ne yazık ki korkunç durumdaymış. Bedeni bana betimlemek için kullandıkları kelimeleri ölsem sizinle paylaşamam. Kapalı bir ceset torbasında çıkarıldığını bilin yeter. Bu arada cesedin durumu da arama kurtarma görevlilerinden aldığım bir bilgi.
Kızılay'la ilgili de şikayet eden kimseler olmuş ki onlara hiç inanasım gelmiyor. Yanımdaki yabancı gazeteciler bile dehşet içinde izledi Kızılay gönüllülerinin çabalarını. Sıcak yemeğinden bin bir çeşit içeceğine, atıştırmalığına, cipsine, çikolatasına her şeyi sundular insanlara. 18-24 yaş arası kadın erkek gönüllüler, koca koca kolileri kucaklarında gezdirerek dağıttı binlerce kişiye. Cümlemin üç defa kesildiğini biliyorum yanıma gelip "Su alır mısınız? "Sandviç ister misiniz?" "Pilav?" diye soran gönüllüler nedeniyle. Cenazede ise her ağlayanın, her kendinden geçenin yanında bir Kızılay gönüllüsü vardı. Feryat eden annelerin yanından çocuklarını bile uzaklaştırıp oyunlar oynattılar gözümün önünde; çocuklar daha fazla etkilenmesin diye. Mezarlıkta bile inanılmaz bir ikram vardı. Ben ömrümde bu kadar yiyeceği bir arada görmedim.
Cenaze... Cenaze korkunçtu desem yeterli mi? Belediye mezarlığı içinde büyük bir alanı Madenci Şehitliği olarak ayırmışlar; ölülerini teslim alan aileler sadece telefon edip getiriyorlardı bedenleri, o sırada mezarı hazırlanıyordu oradaki görevliler tarafından. Tabutların geldiği an ise çığlıktan geçilmiyordu ortalık. Anneler, babalar, çocuklar, kardeşler...
Ölü sayısı... Hala kesin bir sayı yok. Ama daha önceki yazılarımda da söylediğim gibi konuştuğum herkes resmi rakamları duyunca sadece gülüyor. Şu ana kadar 400'ün altında bir rakam duymadım. Benim de tahmin ettiğim rakam o şekilde.
Sizden tek bir isteğim var; lütfen her okuduğunuza, her duyduğunuza inanmayın. Lütfen. Her şeyi komplo teorisine döndürmeyin. Ölümden bahsediyoruz burada. Ölümden... Özellikle ölü sayısı hakkında, bedenler hakkında komplo teorilerine inanacağınıza Soma'ya ve köylerine gidip mezar mezar ziyaret edin. Kabir sayın, içiniz rahatlasın.
Bu arada dönen siyasi konular hakkında hiçbir fikrim yok zira ya mezarlıkta ya da madendeydim. Karşılaştığım en büyük protesto da enerji bakanına bağırmak şeklindeydi.
Yarın yardımlar, koordinasyon masaları, vs hakkında çok detaylı yazacağım.
Aslı

13 Saat Önce
İlk defa İnternet'te neler paylaşıldığını görme şansım oldu. Aklınızı kaçırmakta haklıymışsınız; gerçekten inanılmaz bir bilgi kirliliği var. Birkaç şeyi düzeltmek istiyorum öncelikle:
* Orada çalışmakta olan maden işçisinden aldığım bilgi: 350 metre derinlikte, lineer hesaplamayla 2 km uzunluğunda ancak birbirine en uzak iki nokta arası 3750 metre olan bir madenden bahsediyoruz. Şu an kaçış noktaları ve yangının konumu dahil olmak üzere gözüm kapalı planını çizebilecek durumdayım.
* Bunları yazarken objektif olmak zorundayım. Çünkü sadece gördüklerimi aktarıyorum. Bir tane bile kötü davranış sergileyen polis ya da asker görmedim ben. Bazı aileleri teselli eden, onlarla ağlayanları gördüm; bir de hiçbir duygu belirtisi göstermeden işlerini yapanları. Başka bir lokasyonda ters bir şey olduysa da bilemiyorum. Sadece gördüğümü söylüyorum.
* Kimseyi oraya gömdükleri yok! Oradaki insanlar çıkarılacak; SADECE YANGINI SÖNDÜRMEK İÇİN KÜLLÜ SU KULLANILIYOR.
* Onlarca belediye yemek, su, vs gönderdi. Yani oraya yiyecek göndermeye çalışmanın bir manası yok.
* Oraya gidenlere tepki gösterildiğini okudum bir de... İki gün boyunca oradaydım, sabah, akşam, gece aralarındaydım. Bana kimse ters bir laf bile etmedi. Önümde ağlayarak dizlerinin üzerine kapanan insanlar bile oldu hatta halktan. Öteki yandan, "Acımıza politika karıştırmayın" lafları çok dönüyor. O nedenle Gezi denilince bir irkiliyor bazı insanlar. Eğer dini, politik görüşü, vs önemli olmaksızın oraya yardıma gidiyorsak bazı hassasiyetlere özen göstermek zorundayız. Acılı insanın mantıklı bir şekilde oturup bizi dinlemesini bekleyemeyiz.

5 Saat Önce
İşçiler ve İş Güvenliği konusundaki gözlemlerim:
O kadar çok işçiyle konuştum ki! Hepsi o kadar acılı ki...
Günlüğü 50 TL'ye çalışan işçiler olduklarını söylüyorlarmış. O 50 TL'yi işe gittikleri anda kazanmış oluyorlarmış zira işe gitmezlerse 50 TL'leri, işe mazeretsiz gitmezlerse 100 TL'leri kesiliyormuş.
Konuştuğum işçilerden biri, Soma Grubu'na ait madenin yanındaki madende çalışıyordu. Kazayı ilk onlar duymuşlar ve işi gücü bırakıp yardıma gitmişler. Zaten ilk kurtulanlar hep yandaki maden tarafından kurtarılanlar. "Abla, duyar duymaz yardıma koştuk, yangının olduğu yere kadar ilerleyebildik, biz yangını aşamadık, bizim saydığımız 400'ün üzerinde beden çıkardığımız ama neden başımızdakiler 280 filan diyor ki?" dedi konuştuklarımdan biri.
Emniyet meselesini sorduğumuz zaman, "Şu yarayı görüyor musun?" dedi ve yüzünü boydan boya kaplayan yarayı işaret etti; "Bu, ikaz lambası olması gereken bir yerde, ikaz lambası olmadığı için oldu. Madendeki en hafif yaralanma türü bu. Kaza yaşanan madene girdiğimizde bazı arkadaşların en fazla 1 metre yüksekliğinde yerlerde çalıştığını gördük, orada ölüp kalmışlardı; madenciyiz abla biz, üzerimizde onlarca toprak var, Allah'a emanet çalışıyoruz orada." dedi.
Düzenli yapılması gereken kontroller hakkında konuştuk sonra. "Devlet, düzenli olarak 6 ayda bir gelip kontrol ediyor, ancak gelecekleri tarihi 1 ay önceden haber veriyorlar, maden işletmecileri de o tarihte birden ortalığı temizliyor, her şeyi düzeltiyor, zaten denetmenler en fazla 2 gün kalabiliyorlar bir madende, onlar gittikten sonra aynı tas aynı hamam. Hem zaten özel sektörde öyle sert bir denetim yok." dedi.
Daha sonra gazetelerden gördüğüm, yaşam odalarının varlığına ilişkin soruyu sordum. "Abla bizim girebildiğimiz yere kadar, yani yangına kadar, öyle bir şey yoktu, madende sağlı sollu cepler var, en fazla 1 metre kare genişliğinde, kaç kişi sığabilir ki oraya? Orada da zaten denildiği gibi yiyecek, oksijen filan yoktu." dedi. Maskeleri en fazla 45 dakika dayanıyormuş. 45 dakika... Şu ana kadar hangi maden kazasından 45 dakikada insan kurtulabildi ki? Ben şahsen 45 dakika dayanacak maskenin neden üretildiğini bile anlamıyorum; kullanılmasını bir kenara bırakalım...
İş güvenliği konusunda sizlerden mesajlar aldım. Ben madenin içini görmedim, girişine kadar gidebildim tahmin edebileceğiniz üzere. Girişin çevresi, dev metal parçalarıyla, onlarca tonluk metal levhalarla, ve hatta devrilmiş, keskin ve paslı kenarları havada (tam başımın hizasında) duran bir su deposu ile doluydu. Bu bana hiç de emniyetli gelmedi! İçerideki durumu başka bir madenciyle konuştum, kendisi kullanılan alet edevatla ilgili bir şey söylemedi ama ölen işçilerden bahsetti. "Aslı Hanım, bazılarının hiç iş güvenliği eğitimi yokmuş sanırım. Zaten bedenleri bulduğumuz pozisyondan da bunu anladık. Maskeleri erken takanlar olmuş, onları hep kaybettik." dedi. Verdiği çok fazla ayrıntı var aslında, ama o korkunç ifadeleri paylaşmak istemiyorum.
Şu an Soma'da değilim, İzmir'e geri döndüm biliyorsunuz. Dolayısıyla an itibariyle orada ne olduğuna dair bir fikrim yok. Ve bilgi kirliliği nedeniyle, ve en çok da aklımı kaçırmamak için, Türk medyasını takip etmemeyi tercih ediyorum. Bana yönelttiğiniz soruları, özellikle objektif bir şekilde, orada gözlemlediklerime ve insanlarla konuştuklarıma dayanarak cevaplamaya çalışıyorum. Bir madenci değilim, dolayısıyla gerekli teknik bilgiye de sahip değilim. Tek yaptığım, aktarmak. Lütfen bunu unutmayalım.

5 Saat Önce

Yardımlar;
Elimden geldiğince yardımlarla, Soma'ya gitmekle ilgili edindiğim bilgileri ve bu konudaki kendi düşüncelerimi paylaşacağım. Dünya tatlısı insanlar olduğunuz için durmadan nasıl yardımcı olabileceğinizi soruyordunuz; umarım bir miktar yardımcı olabilirim.
Öncelikle, dün Soma'da bir Koordinasyon Merkezi kuruldu. Gelen maddi yardım taleplerini yönetecekler. Maddi yardım ya da ailelere gıda yardımı gibi konular için doğrudan orasıyla iletişim kurmanızı rica ediyorum çünkü aileler şu an çok acılı; babasını ya da oğlunu kaybetmiş bir eve gidip "Merhaba size mercimek getirdik" demek çok zor şu anda...
Dün aynı zamanda Soma Huzurevi'nde bir de Duygusal Destek Masası kuruldu. Özellikle psikolog ve psikiyatrist arkadaşları buraya yönlendirmek isterim. TPD de bir organizasyon yapıyor. İkisinden birine başvurabilirsiniz. Duygusal Destek Masası'nın başındaki kişinin cep telefonu numarasını verdiler bana; ancak kişisel numara olduğundan paylaşmayı uygun görmüyorum.
En çok görüşmeyi babasız kalan çocukların eğitimlerini üstlenmek, ya da onlara aylık maddi destekte bulunmak konusunda yaptım. İki farklı ilköğretim okulundaki çeşitli öğretmenlerle, müdür yardımcılarıyla birebir görüştüm cenazeler sırasında. Telefon numaralarını aldım. Bunlara ek olarak iki adet sınıf annesiyle de görüştüm. Pazartesi gününe kadar benim için genel bir araştırma yapıp uygun isimleri ve aileleri belirtecek. Bunu yaparken önce ailelerle konuşacak zira biz yardım etmek istiyoruz ama ailelerin kabul edip etmeyeceğini bilmiyoruz. O nedenle bu şekilde bir planlama yaptım. Kimseyi kırmadan takip edilebilecek en mantıklı yol bu.
Çocukların eğitimine destek konulu yardım planlarımın RESMİ hiçbir yanı yok; sadece biz arkadaşlarla böyle bir şeyi yapmak istiyoruz. Aramızda para birleştirip her ay yardım edeceğimiz aileyle gidip birebir görüşeceğiz, sadece bizim gibi düşünen insanlar varsa aracılık edebilirim; nitekim yukarıda da dediğim gibi, doğrudan "Ben geldim, her ay size para göndereceğim" demek mümkün değil. Bu destek konusunda EN ÖNEMLİ konu yardımın devamlılığı. Kendi adıma okul müdür yardımcılarına, bulacağım kişilerin minimum 1 yıl süreyle buna devam edeceklerine söz verdim. O nedenle, benimle bu konuda iletişime geçecekseniz lütfen bunu göz önünde bulundurun.
Şayet bir kerede belirli bir miktar para göndermeyi düşünüyorsanız resmi kampanyaların oluşturulmasını beklemenizi öneriyorum. Ya da sizin gibi insanlar bir araya gelip tüm bir okul için süt, oyuncak, giysi, defter, kalem alabilir. Onları kolilerle biri oraya götürebilir diye düşünüyorum. Ama bunun için de biraz beklemek en iyisi olacak. Tamamen kendi fikrim.
Mevcut durumda, benim gördüğüm, bedenlerin çıkarılmasına ilişkin faaliyetlerde sivil ihtiyacı yok. Kuru kalabalıktan da kaçınmamız gerekiyor bence. Acıların biraz hafiflemesiyle birlikte asıl ihtiyacımız olan, oradaki insanlara manevi destek sağlayabilecek meslek gruplarından kişiler. O çocuklara yardımcı olmak zorundayız! Çok küçükler... Küçücükler... Annelerinin feryatlarını duydukça ağlıyorlar.
Bu saydıklarımın hiçbirini yapamıyorsanız lütfen Kızılay'a bağışta bulunun.
O çocukları mutlu edin,
Lütfen.

Aslı'ya mail ile ulaşmak isterseniz: amaltheian@gmail.com

SOMA'DA BABASIZ KALAN ÇOCUKLAR GRUBU İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ!

Ve bu yazıyı, bu grubu paylaşabilirseniz çok sevinirim. Belki sizin yapabileceğiniz bir şey yoksa bile, okuyucularınızdan faydalı olabilecek birilerine ulaşır.

Acısız, aydınlık günlerde buluşmak ümidiyle...

16 Mayıs 2014 Cuma

Soma'lı Çocuklar İçin Yardım Çağrısı..!


Orada babasını, abisini, dayısını  ya da dedesini kaybeden kişilerden biri biz olabilirdik !
Bir oyuncakla çocuğun hüznünü silemem demeyin. Bir anlık bile olsun o ufacık bebeklerin
 yüzlerini güldürebilirsek ne mutlu bize.

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Başımız Sağolsun



Kimisi güzelim işini beğenmiyor, kimisine çalışmak zor geliyor...

Çizmelerinin çamuru sedyeyi kirletmesin isteyen bir işçi çıkarıldı yerin metrelerce altından... O durumdaki bir insanın düşündüğü şeye bakar mısınız?

Aslında diyecek laf yok. Yastayız. Milli yastayız.

Şehit kardeşlerimizi saygıyla anıyor, milletimize ve şehit ailelerimize sabır diliyorum.

Başımız sağolsun.

13 Mayıs 2014 Salı

%10 indirim kuponu isteyen var mı kızlar??

Herkese merhaba,

Kızlar sizlere bir şey danışacağım. "http://www.bornprettystore.com/" daki ürünleri %10 indirimli almak ister misiniz? Kaç kişi siteden alışveriş yapmak istiyor merak ediyorum. Sitede harika ürünler var. Ben takılara bayıldım. Siteden alışveriş yapıp sizlerle de paylaşmayı planlıyorum. Siz neler düşünüyorsunuz?

Buraya tıklayıp çeşitli aksesuarları görebilirsiniz. Fiyatları zaten gayet uygun. Bir de %10 indirim olunca tadından yenmez.

Bayıldığım ürünlerden biri için birincisi, ikincisi ve üçüncüsü....

Beğendiğim tüm ürünleri yazarsam bitiremeyeceğim :) Biri beni tutsun. Aslında fotoğraflarını da eklemek isterdim ancak linklere tıklayarak görebilirsiniz.

Yorumlarınız benim için çok değerli, lütfen yorumlarınızı esirgemeyin.

Hoşçakalın

12 Mayıs 2014 Pazartesi

12 Mayıs Dünya Hemşireler Gününüz Kutlu Olsun !



Sevgili sağlık çalışanlarının hemşireler günü kutlu olsun !

Rüzgar İçin Yuva Arıyoruz !

Rüzgar için yuva arıyorum...!!

Bahçemde baktığım kedinin üç yavrusundan birisi. Diğer kardeşini yuvalandırdım , 

siyah olan annesinin peşinden gitti, sanırım kayboldu veya birisi aldı. Arayıp bulamadım. Bu sarman bebek bana kaldı.Çok sakin 

ve oldukça sağlıklı ve uysal . Anne sütünü tam aldı. Yemek seçmiyor.Ev yemeği, kuru mama her türlü yiyecek yiyorlar. Kum eğitimi var. 

Çok oyuncu ve sakin bir kedicik. Erkek ve 3 aylık sarman melezi. Kedi bakımından anlayan kişilere sahiplendirelecektir..

İstanbul dışı verilmez aramayın...

Bayan veya aileye verilir.

Paylaşırsanız çok sevinirim..

http://herkediyebiryuva.blogspot.com.tr/2014/05/ruzgar-yuva-aryor.html

İsim: Rüzgar

Irk:Sarman Melezi

Cinsiyet: Erkek

Yaş: 3 Aylık

İletişim : İstanbul / 0545 401 3336

Sahiplenen:


*Shemellon'dan alıntıdır.




11 Mayıs 2014 Pazar

Lösev Kent Projesi'ni Duydunuz mu?

Herkese merhaba,

Kanser hastası çocuklarımız için yapabileceğimiz bir şeyler var ! Şimdi evimde ne yapabilirim diye soracak olursanız Lösev'in bir projesinden bahsedelim...


Lösev yine güzel bir projeye imza atıyor : "Lösev Kent"

Lösev Kent Projesinde; kanser hastalarına tamamen ÜCRETSİZ tedavi ve eğitim olanakları sağlanıyor.

Ülkemizde her yıl 160 bin YENİ kişiye kanser tanısı konmaktadır.
Kanser, yüksek maliyetli bir hastalık ve her hasta son teknolojilere, yeni çıkan ilaçlara ulaşamıyor!
Bir insanın hayatından daha önemli ne olabilir ki?
Haydi ! Sen de Lösev Projesine katkıda bulun "Bir Tuğla da Senden" olsun.

Anneler Gününüz Kutlu Olsun !


Anneler günü anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanılan 
özel bir gündür. Ben de tüm annelerimizin ve anne adaylarının anneler gününü kutluyorum :)

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Project Pan'ımız Bitti :)

Herkese merhaba,
Sizlere Project Pan 10'ımızdan şu yazımda bahsetmiştim. 4 blogger beraber başladık project pan kardeşliğine. Bu benim ilk ürün bitirme projemdi ve çok heyecanlı başladım projeye. Biraz da korkuyordum açıkçası. Ya bitiremezsem ürünleri diye. Ama projeye katıldıktan sonra diğer ürünlerinizi kullanmayı azaltıp bu ürünlere yoğunlaşıyorsunuz ve bitiyorlar. :)

Benim projeye koyduğum ürünlerim;

Avon Naturals Ballı Balsam,
Naturalite Zeytin ve Shea Yağlı Yüz Kremi,
Yves Rocher Micellar Cleansing Water, 
Sephora Softeninf Facial Mist,
Avon Anew Dudak Düzgünleştirici Stik, 
Avene Eye Contour Cream,
Laino Soin Des Levres Dudak Nemlendiricisi,
Essence Far Bazı
Essence Maskara
Avon Vitale Nemlendirici

Ancak Laino dudak nemlendiriciyi fotoğrafta göremiyorsunuz çünkü sevgili annem bu bitmiş diyip çöpe atmış malesef, kusura bakmayın canlarım. Beni en çok zorlayan ürün Avon Naturals Ballı Balsam oldu. Zira kendisi doluydu :)) Ve tek başıma kullandığım için ve projede dudak nemlendiren 2 ürün daha olunca biraz zorlanıyor insan. Ama dudaklarımı çok sık nemlendirdiğim için bitirebildim :)) En sona kalan ürünüm projeye
 başlarken aldığım Avene göz kremim oldu. :)

Ben bu yolculuğa çıktığım için çok memnunum. Benimle beraber bu yolculukta yer alan arkadaşlarım;
Makyaj Denizi'nden sevgili Bahar,
Bayan Vertigonun Günlüğü'nden sevgili Nisa,
vee Kozmetik Aşığı olan sevgili Ezgi.

Ezgi'cim tekrar teşekkür ederim bu güzel projede yer almaktan çok keyif aldım.

Mim # Siz Hiç

Sevgili Kore Günlüklerim, beni Çelen'in Sazı'nın "Sen hiç"li bu yaratıcı mimine mimleyince hemencecik ben de hiçlerimi sorguladım. Bakalım benim hayattan kaçırdıklarım ve yakaladıklarım nelermiş?

Siz hiç sevildiğinizi hissettiniz mi?

Siz hiç annenizden özür dilemek için yanına gittiğiniz zaman anneniz tarafından kovulup, sonra da özür dilemedin diye azar işittiniz mi?

Siz hiç okuduğunuz kitap hiç bitmesin istediniz mi?

Siz hiç evde uyuyakalıp ailenizin delirmesine ve itfaiye ile eve girmelerine neden oldunuz mu?

Siz hiç sırf babanızın tiki olduğu için karşısına geçip o delirene kadar kendi elinizi kolunuzu kaşıdınız mı?

Siz hiç yan komşunuzun balkonundan kendi balkonunuza girdiniz mi?

Siz hiç huzur evine gidip yaşlı teyzelerin saçlarını taradınız mı?

Siz hiç ufacık hasta bedenlere yardım etmenin mutluluğuna eriştiniz mi?

Siz hiç ablanızın zoruyla sigara içip, babanıza "Aa bende bundan içtiim" dediniz mi?

Siz hiç kızlı erkekli bir ortamda bulundunuz mu?

Siz hiç kapıda kaldığınız da balkona merdiven dayayıp köy evine girdiniz mi?

Siz hiç biber gazının tadına baktınız mı?

Siz hiç şampuan kutusunun dibinde kalan son damlayı sulandırıp kullandınız mı?

Siz hiç aldığınız ürünün bir sonraki gün %50 indirime girdiğini gördünüz mü?

Siz hiç kendinizi bir kitabın kahramanıymış gibi hissettiniz mi?

Siz hiç uykunuzda uçurumdan düşerkenki hisse kapılıp bu iğrenç hisle uyandınız mı?

Siz hiç rüyalarınızda gördüklerinizin devamını bir sonraki gün gördünüz mü?

Siz hiç kaybolan makyaj eşyalarınızı ablanızın çantasında gördünüz mü?

Siz hiç bir köye gidip dağlara doğru çığlık attınız mı?

Siz hiç hayal kırıklığına uğradınız mı?

Siz hiç yağan kar altında dondurma yediniz mi?

Siz hiç küçükken karşınızdakine verecek cevap bulamayıp "Ayna tutuyorum sana aynaa" dediniz mi?

"Siz hiç"li makalesini bir mime dönüştüren sevgili Çelen'in Sazı'nın emeğine sağlık. Kore Günlüklerim'e de bu güzel mim için teşekkür ederim.

Peki sizin "HİÇ"leriniz neler?

Alice Makyaj Diyarında
Bir Dilim Limon
Ece Güçel
Nihan'la Makyaj
Marstan Düşen Kadın
Bahçem Benim
Seregon's World
OndanBundanŞundanBiraz
Sosyo Peri
Yar Bana Bir Eğlence
Tuğçe'nin Kaleminden
Kanatsız Baykuş
Buse in Wonderland

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Caudalie Bakım Ürünleri Miskin Kek'ten

Miskin Kek Blog 'da Kozvi.Com Hediye Çekilişi
Hediye Çekilişi 'ne katılmak ve bu gördüğünüz hediyelerin sahibi olmak için
 burayı tıklayarak şansınızı deneyebilirsiniz.

TAG - Sadece Bir Kelime

Herkese merhaba, 
Gizem'in Saksısı blogunu sahibesi sevgili Gizem beni taglemiş. Çok teşekkür ederim Gizem'cim.

1- Telefonun nerede?
Masada.

2- Partnerin?
Biriciğim.

3- Saçların?
Sönük.

4- Annen?
İdolüm.

5- Baban?
Sevdiceğim.

6- En sevdiğin eşya?
Telefonum.

7- Son gece gördüğün rüya?
Berbat.

8- Hayalindeki araba?
Beetle 

9- İçinde bulunduğun oda?
Soğuk

10- Korkun?
Aldatılmak.

11- 10 sene içinde ne olmak istiyorsun?
Buraya bir şarkı patlatıyorum :) evli mutlu çocukluu...

12- Sen ne değilsin?
Duygusuz.

13- En son yaptığın şey?
Kahvaltı.

14- Üzerinde ne var?
Pijama.

15- Senin hayatın?
Kötü.

16- Moralin?
Bozuk.

17- Şu an ne düşünüyorsun? 
RT fırçalarını ne zaman alacağımı :))

18- Senin bilgisayarın?
Sony-Vaio

19- Bira?
İğrenç.

20- Aşk?
O da ne?

Çok eğlenceli bir tag:) Tekrar teşekkür ederim Gizem.
Yapmak isteyen herkes yapsın bence çok keyifliydi. Benim taglediğim kişiler;

ve isteyen herkes :)

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Amerika'nın ünlü SPA markası Bliss’in efsane sıkılaştırıcısıyla 28 günde yaza hazırlanın!

Her sene olduğu gibi yaz aylarının yaklaşmasıyla, portakal kabuğu görünümünden kurtulma derdi yine gündemimizin en üst sırasına oturdu.

Ne yapacağız? Doğru besleneceğiz, bol su içeceğiz, spor ve masajla dolaşımı hızlandırıp portakal kabuğu görünümünden kurtulmaya çalışacağız.

Yeterli mi?

Tabii ki hayır!

Vücudumuzu kusursuz hale getirmek için her yolu denememize rağmen maalesef çoğu zaman istediğimiz sonuca ulaşamıyoruz. Beslenme alışkanlıklarımız, hayat tarzımızda yapacağımız çeşitli değişikliklerin yanı sıra aslında doğru ürünü kullanmamız da gerçekten çok önemli. Ancak bu şekilde pürüzlü ve portakal kabuğu görünümlü cilde, onarıma başlaması için gerekli donanımı sağlayabiliriz.

Kısaca yaz aylarının yaklaşmasıyla gelen bikini sezonunun bir kabusa dönüşmesini istemiyorsanız bu yazımızı mutlaka okuyun çünkü efsane sıkılaştırıcı ürün nihayet Türkiye’de!

Amerika’nın en iddialı markalarından bliss’in, ünlü sıkılaştırıcı ürünü fatgirlslim, bu yaz sizi bu dertten kurtarmak için eczanelerde yerini aldı.

Geçtiğimiz yıllarda farklı yöntemler deneyip hayalinizdeki vücuda kavuşamadıysanız, New York’un dünyaca ünlü Bliss Spa’sından doğan “fatgirl”serisi ile tanışma vaktiniz artık gelmiş demektir.

Basında da sıkça yer aldığı gibi birçok ünlü model, televizyon, sinema yıldızı, dünyaca ünlü popstar gündüz ve gece kreminden oluşan bu özel seriyi kullanmayı tercih ediyor.

Aslında bu çok da şaşırtıcı değil çünkü bliss’in dünyada çok tercih edilen bir marka olmasının yanı sıra, bu serinin klinik çalışmalarla da kanıtlanmış çok fazla etkisi bulunuyor.

Örneğin; yapılan araştırmalarda kullanıcıların

• %87'si sıkılaştırıcı etkiyi,
• %85'i inceltici etkiyi,
• %73'ü portakal kabuğu görünümünde azalmayı gözlemledi.*

İşte bliss efsanesinin sırrı!

Efsane bliss fatgirlslim-vücut toparlama ve sıkılaştırmaya yardımcı gündüz kremi, kapsüle edilmiş patentli Qusome© kafein teknolojisi ile portakal kabuğu görünümünü azaltmayı desteklerken, cildi sıkılaştırmaya da yardımcı oluyor.

Ayrıca bliss’in bu serisinde bir de fatgirlsleep-vücut toparlama ve sıkılaştırmaya yardımcı gece kremi bulunuyor. Serinin gündüz kreminin tamamlayıcısı olan bu gece kremi, kapsüle edilmiş formülü ile siz uyurken 6 saat boyunca vücuda etki ediyor ve portakal kabuğu görünümlü bölgeleri pürüzsüzleştirmeye yardımcı oluyor. Gece kreminin içeriğinde gündüz kreminden farklı olarak yatıştırıcı özelliği olan lavanta ve lotus çiçeği özü bulunuyor. Bu özler uyku esnasında etki göstererek vücudun kendini yenileme sürecine destek oluyor, böylece “sıkı” bir uyku çekmenizi sağlıyor!

Kullanımı ise çok basit. Her sabah fatgirlslim’i 20-30 saniye boyunca portakal kabuğu görünümlü bölgelere masaj hareketleri ile uygulayabilir ve hemen emildiği için ardından hızla giyinebilirsiniz. Akşamları da yatmadan önce fatgirlsleep’i yine aynı şekilde uygulamanız yeterli!

Üstelik kısa bir süre için eczanelerden 1 adet fatgirlslim ve 1 adet fatgirlsleep aldığınızda, hediye olarak masaj aparatına da anında sahip oluyorsunuz.

Bu aparatın özel tasarlanmış yüzeyi ile masaj yaptığınızda, bu muhteşem iki ürününün cilt tarafından daha iyi emilmesini sağlayabilirsiniz. Problemli bölgeye aşağıdan yukarıya ve dışarıdan içeriye hareketlerle, hafifçe bastırarak ve bileğinizi sağa sola doğru bükerek uygulamanız gerekiyor.

Ayrıca bu aparatı sadece kremlerinizle değil, duş esnasında da kullanabiliyorsunuz.

Daha etkili bir çözüm için bu bakım serisi ile birlikte düzenli egzersiz yapmayı ve sağlıklı bir beslenmeyi de unutmamalısınız.

Bu efsane seriyi ve bliss markasının diğer tüm ürünlerini Türkiye’de sadece yetkili eczanelerde bulabilirsiniz.     

Yetkili eczanelere ulaşmak ve daha detaylı bilgi için
 www.blissturkiye.com sitesini ziyaret ediniz.       

* Bağımsız laboratuvarlar tarafından yürütülen test sonucudur. Etkileri 28 günü kapsayan klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.